Free Glitter Graphics, Cartoon Dolls, Animated Icons, Friendster Graphics, Piczo Graphics, MySpace Graphics, MySpace Codes, MySpace layouts, Doll Codes from http://www.freeglitters.com Scrollbars By FreeGlitters.Com Backgrounds From FreeGlitters.Com BESTENİN KÜTÜPHANESİ - Blogcu



BESTENİN KÜTÜPHANESİ


Simli Resim

19/8/2007 - süsler




















































































 




















































































































































Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


Simli Resim

19/8/2007 - welcome yazıları



































Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


Simli Resim

19/8/2007 - sitem değişti

arkadaşlar sitem bu sefer değişti.bu site ile pek ilgilenmezdim.artık onada gireceğim.sevgilerle bestenin kütüphanesi

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


Simli Resim

1/7/2007 - ASTRONOMİ

Kategori: BILIM


Simli Resim

Dünya ve Ay

Gezegenler

dunya2.jpg (1591 bytes)

Üzerinde yaşadığımız gezegen dünya ve biricik  uydusu ayı daha yakından tanıyalım.

    c001.jpg (14080 bytes)

Evrendeki diğer  gezegenleri de tanıyalım.

Güneş Sistemi

Galaksiler

gunessis.jpg (3585 bytes)

Gezegenimizin bağlı olduğu Güneş sistemi ve sistemdeki gezegenler:)

Galaksilerin yapısı, türleri ve evrendeki dağılımı hakkında geniş bir araştırma.

Ufolar

Evrenin Yaradılışı ve Yapısı

UFO meraklıları için geniş bir araştırma yaptık. Bu araştırmada çok şey bulacaksınız. Devasa boyutlardaki evrenimizin yaradılış teorisi (Big Bang) ve yapısı hakkında geniş bir araştırma.

Güneş ve Ay Tutulması

Gel Git olayı

Güneş ve Ay tutulması hakkında merak ettiğiniz her şeyi burda bulabilirsiniz! Gelgit olayı ve  gelgit olayının Dünya ve Ay üzerindeki etkileri hakkında bir araştırma.

Mars Projesi

Metaor Geliyor

Eğer bir aksilik olmazsa NASA  Mars'a ilk insanlı uzay gemisini 2003' de yolluyor meteor.jpg (4277 bytes) Güneş sistemimizde, özellikle Mars ve Jupiter arasında yer alan büyük boşlukta çok sayıda meteor bulunmaktadır

 

 

 

Dünya

Üzerinde yaşadığımız gezen, dünyanın yarıçapı 6400 km ve yoğunluğu 5,52 kg/m3'dür. Güneşe yakınlık bakımından üçüncü sırada yer alan dünya ile güneş arasındaki uzaklık 1.5 x 10 8 km'dir. Ve bu uzaklık 1 AB. (Astronomik Birim) olarak kabul edilmiştir. Güneş sistemindeki diğer gök cisimleri arasındaki mesafeler de genellikle bu birim kullanılarak belirtilir. Yapay uyduların kullanılmaya başlaması ile dünyanın tam şekli belirlenmiş ve bu şekle Geoit adı verilmiştir. Dünyanın konumu, atmosferi ve iç yapısı üzerinde yaşam barındırabilmesi için en uygun şekildedir. Güneş sisteminde ve bilinen tüm gezegenler arasında yaşama el verişli tek gezegen dünyadır. Koruyucu bir kılıf görevi gören atmosferi sayesinde meteor çarpmalarına ve güneşin yaydığı zararlı ışınlara karşı gezegen korunur.

Dünyanın iç yapısı üç katmandan oluşmaktadır. Bu katmanlardan en dışta bulunan ve yaşamaya elveriş olana kabuk adı verilmektedir. Tüm canlı yaşamını üzerinde bulunduran, o bu katmanın ortalama kalınlığı 30 km kadardır. Kabuğun hemen altından başlayıp çekirdeğe kadar devam eden tabakaya manto adı verilir. 5100 km derinliğe kadar inen manto tabakasının kabuğa yakın olan bölümü kırılgan kayalardan oluşmaktadır. Dünyanın merkezindeki ısı 5000 C° civarında olduğundan mantonun çekirdeğe yakın bölümü erimiş kayalardan oluşmaktadır. Manto tabakasındaki basınç nedeni ile erime noktaları yükselen demir ve magnezyum katı halde bulunurlar. Dünyanın merkezini oluşturan çekirdek ise %90 oranında sıvı demirden oluşmaktadır. Bunun nedeni çekirdekte tahminen 3 milyon Atm olan basınç altında demirin erime noktasının 8000 C°'yi bulan çekirdek ısısından düşük olması olarak açıklaya biliriz.

Çekirdekte bulunan sıvı demirin konveksiyon akımları ile ortaya çıkardığı dinamo etkisi, Dünyanın manyetik alanını oluşturur. Dünya yüzeyini 100km yukarısından başlayan manyetik alan yaklaşık 6500km yüksekliğe kadar uzanır. Son yıllarda elde edilen veriler ile bu manyetik alanın bir zırh gibi dünya yüzeyini ısı ve benzeri tehlikelerden koruduğu anlaşılmıştır.

Ay:

Yarıçapı 1738 km olan ayın kütlesi xxx'dir. Dünyanın tek uydusu olan ay dünya çevresindeki yörüngesini sabit bir yıldıza göre ortalama 27.32166 günde tamamlar. Buna sideral periyot adı verilir. Dünyadaki her hangi bir noktaya göre ayın güneşle aynı hizaya iki kez gelişi arasında 29,53059 gün vardır buna ise sinodal periyot denir. Ay takvimi sinodal peryoda göre düzenlenmiştir. Ayın safhaları yaklaşık 19 yılda bir aynı güne denk gelir.

Ayın oluşumu henüz tam bir cevap bulamamıştır. Güneş sistemi ve dünyanın oluşumu hakkında birçok teori öne sürülmüş olmasına rağmen ayın oluşumu ile ilgili gerçekçi bir teori yoktur. İleri sürülen üç değişik teori bulunmaktadır. Bunlardan ilki George H. Darwin'e aittir. Bu teoriye göre Ay, dünya üzerinde oluşan merkez kaç kuvvetleri ve güneşin oluşturduğu çekim kuvvetin den kaynaklanan rezonans sonucu dünyadan kopmuştur. Bu teoriye parçalanma teorisi denir. Fakat Roche Limiti gereğince dünyadan kopan bir parçanın ayın bulunduğu noktaya gelmeden parçalanması gerekmektedir. Bu nedenle parçalanma teorisi geçerliliğini yitirmiştir. Diğer bir teoriye göre ise dünyayı oluşturan gaz bulutundan ayrılan bir halka daha sonra da ayı oluşturmuştur. Bu teori ise Roche'ye aittir ve kardeş hipotezi olarak adlandırılmaktadır. Bu teorilere göre daha mantıklı temellere dayanan ve T.J.J See tarafından 1909'da ileri sürülen diğer bir teoriye göre ise ay daha önce başka bir gezegenin uydusuyken, yörüngesinden sapmış ve dünya yakınlarından geçerken dünyanın çekin alanına kapılmıştır. Bu teorinin doğruluğunun kanıtlanması için dünya ve Ay'ın kimyasal özelliklerinin farklı olması gerekmektedir. Fakat 1969 yılında aydan alınan ilk örneklerin incelenmesi ile yakalanma teorisi zayıflamıştır. Ay'ın oluşumu ile ilgili günümüzde de geçerliliğini koruyan bir hipotez yoktur.

 

 

 

Dünya

Uranus

DÜNYA

Atmosfer esas olarak iki gazdan oluşmaktadır: Nitrojen (%78) ve oksijen (%21). Ayrıca bileşimde az miktarda da olsa argon ve karbon dioksit gibi başka gazlar ve değişken miktarda su buharı bulunur.

URANÜS

Gökbilimci William Herschel'in Uranüs'ü nasıl keşfetdiğini anlatıyor: " Gemini takımyıldızı civarındaki yıldızlara bakarken, diğerlerinden daha büyük olan bir tane gördüm.

Neptün

Merkür

NEPTÜN

Güneş sisteminin derinliklerinde,Uranüs’ün 1,6 milyar kilometre ötesinde dev gezegenlerin sonuncusu olan Neptün bulunur. Neptünlü gökbilimciler -tabi eğer varlarsa- Dünya hakkında hiçbir şey bilmiyor olmalılar.

MERKÜR

Çıplak gözle görülebilen gezegenler arasında en az dikkat çeken Merkür’dür. Büyük olasılıkla onu görmemiş birçok insan vardır,

Venüs

Mars

VENÜS

Teleskopla bakıldığında hayal kırıklığına uğranır, çünkü gerçek yüzeyi kalın ve bulutlu atmosferinin arkasında kalır. Venüs üzerinde Mars’taki gibi sert ve keskin izlerin olmayışı dikkat çekicidir.

MARS

Gökbilimi ölçütlerine göre bize yakın sayılabilecek olan Mars'ın gözlemlenmesi düşünüldüğü kadar kolay değildir. Öncelikle çok küçüktür. Çapı 6790 km kadardır.

Jupiter

Satürn

JÜPİTER

Jüpiter'in kavuşum dönemi yaklaşık 13 aydır. Bunun 5 ayında sabahları, beş ayında ise akşamları görülebilir. Geri kalan 3 ay boyunca Güneşin diğer tarafındadır ve görülemez. Güneş, Ay ve Venüs'den sonra en parlak gök cismidir. SATÜRN Onu benzersiz yapan halkalarıdır. Bugün bütün devrelerin halka sistemleri olduğunu biliyoruz; ancak hiçbiri Satürn’le yarışamaz. Bu halkalar, ilginin gezegenin kendisinden sapmasına neden olur.

Plüton

PLÜTO

Plüto’un durumu hala bir bilmece. Gezegene benzemiyor; normal bir asteroid de değil; gezegenimsi olduğundan da emin değiliz. Yirmi birinci yüzyıl içinde onu yakından inceleme imkânımız olacak. Gönderilmesi düşünülen sondanın planları hazır, ancak ne zaman yola çıkacağını henüz bilmiyoruz. Plüto’un hayal edebileceğimiz en yalnız ve ıssız dünya olması muhtemel ama yinede görülmeye değer olduğundan hiç kuşkum yok. Fotoğrafta uydusu

 

 

Uranüs

Uranüs, 2.872.460.000 km lik mesafe ile güneşe yakınlık sırasında  7. gezegendir. 1781 yılında Sir W. Herschel tarafından gözlenmiştir. Çapı yaklaşık olarak 25600 km kadardır. 17 saat civarında tamamladığı eksen periyodunu yuvarlanarak yapar. Bu nedenle kutuplardaki basıklığı yüksektir. Güneşe olan uzaklığı nedeni ile hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktır. Gezegenin yapısı ve atmosferi hakkındaki bilgiler çoğunlukla tahminlere ve 1986 yılında gezegenin yakınlarından geçen Voyager 2 sondasından alınan bilgilere dayanmaktadır. Bu bilgiler ışığında; gezegenin, hidrojen bakımından zengin, metan ve helyum içeren çok yoğun bir atmosfere sahip olduğu, yüzey sıcaklığının  -221 Cº   civarlarında olduğu, dünyanınkinden daha büyük bir mağnetik alana sahip olduğu ve kayalık bir çekirdeğinin bulunduğu gibi tahminler ileri sürülmektedir.

      Uranüs'ün şu ana kadar gözlene bilinmiş 17 uydusu bulunmaktadır. Bu uydulardan ikisi olan Titana ve Oberon  gezegeni ilk gözlemleme ünvanına da sahip olan Sir W. Herschel tarafından gözlenmiştir. 1948 yılına kadar beş büyük ana uydusu gözlenile bilinmişti. Fakat 1986'da Voyager 2 sondası bu uydulara ek olarak 10 küçük uydu daha bulmuştur. 31 Ekim 1997'de ise yarı çapları 160 ve 80 km olan iki uydu daha gözlenmiştir.

      Gezegenin çevresinde 9 ince halka bulunmaktadır. Bu halkalar 10 Mart 1997 yılında bir yıldızın gezegenin arkasında kalması sonucunda yapılan gözlemler ile keşfedilmiştir. Halkalar gezegenin merkezinden 42000 km sonra başlamaktadır ve en genişi bile kalınlığı bile 10 Km'den fazla değildir. En içten dışa doğru halkalara 6, 5, 4, ?, ß, ?, ?, ? isimleri verilmiştir. Sırası ile bu halkaların gezegenin merkezine olan uzaklıkları 41980, 42360, 42663, 44844, 45799, 47323, 47746, 48423 ve 51000 km dir. En dıştaki halka olan  ? halkası elips şeklindedir ve her iki ucunda yarıçapları 40-50 km olan iki uydu yer almaktadır.

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 2.872.460.000 km
Yarı Çapı 25600 km
Kütlesi 86,832 x 10 24 kg
Yoğunluğu 1270 kg/m3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı -221 Cº
Görünür Parlaklığı 5.8 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 84 yıl
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 17 saat
Dönme Hızı 6.81 km/sn

 

Neptün

Neptün güneşe Plüton'dan sonraki en uzak gezegendir. Neptün'ün yörüngesi Plüton gezegenin yörüngesi ile kesiştiği için güneş etrafındaki turunun bir bölümünde Plüton gezegeninin arkasında kalarak güneşe en uzak gezegen olur. Fakat Plüton'a göre daha kısa süre arkada kaldığı için, Güneşe en uzak ikinci gezegen olarak kabul edilir. Gezegenin bulunması tamamen matematiksel hesaplamalara dayanmaktadır. Uranüs gezegeninin yörüngesinde ki düzensizlikleri inceleyen Le Verriner, 1845 yılında Uranüs gezegeninin yörüngesindeki düzensizliklerin daha dışarıdaki bir gezegenden kaynaklandığını buldu ve yaptığı hesaplamalar sonucunda elde ettiği koordinatları Galle adındaki astronoma bildirdi. Galle elindeki verilere dayanarak yaptığı çalışmalar sonucunda 1846 yılında Neptün gezegenini gözlemlemeyi başardı. Güneşe olan uzaklığından dolayı Neptün gezegeni hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Fakat gezegenin yakınlarından geçen Voyager 2 uzay sondasından alınan bilgilere göre, gezegen 22300 km lik yarı çapa sahiptir ve kendi ekseni etrafındaki dönüşünü 17.24 saatte tamamlamaktadır.

      Neptün gezegeninin bilinen iki uydusu bulunmaktadır. Bunlardan 2000 km  yarı çaplı Tirion 1846'da Lassel tarafından bulunmuştur. Gezegenin ikinci uydusu olan Nereid ise 1949 yılında Kuiper tarafından keşfedilmiştir. Nereid güneş sistemindeki en büyük dış merkezliliğe sahip olan uydudur. Bu neden uydunun Neptün'den uzaklığı 1.3x10 6 km ile 9.8x10 6 km arasında değişmektedir. Tüm büyük gezegenlerde olduğu gibi Neptün gezegeninin de çevresinde halkalar bulunmaktadır. Bu halkalar tam olarak ilk kez Voyager 2 uzay sondası ile gözlenmiştir. Le Verrier, Adams, Galle gibi halkaların isimleri   gezegen hakkında çalışma yapmış olan kişilerin adlarından alınmıştır. En dıştaki halka olan Adams halkası dört halkanın sicim gibi burulmasından oluşmuştur. Yoğunluğu yüksek olan bu halkanın genişliği 1000 km kadardır. 

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 4,495,060,000 km
Yarı Çapı 24764 km
Kütlesi 102 x 10 24 kg
Yoğunluğu 1638 kg/m3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı 46.6 K°
Görünür Parlaklığı 7.9 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 164.7 yıl
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 16.11 saat
Dönme Hızı 5.43

 

 

Merkür

Merkür güneş sistemindeki en küçük ikinci gezegendir ve güneşe en yakın olan gezegen olma unvanını taşır. Güneşe olan ortalama uzaklığı 57.9 milyon kilometredir. Çapı çok küçük olmasına rağmen(4878 kilometre), çapına göre büyük bir çekirdeği vardır. Bu çekirdeğin %65'i demirden oluşmuştur. Fakat çekim gücü çok yüksek değildir, oluşturduğu manyetik alan yaklaşık olarak dünyadakinin 100/1'i kadardır. Güneşe en yakın gezegen olmasından dolayı gündüz sıcaklığı 427 C° 'ye kadar ulaşır. Bir atmosferi olmadığı için bu sıcaklığı tutamaz ve geceleri sıcaklığı -173 C°  'ye kadar iner. Merkür güneşe yakın olduğu için gün doğumunda ve gün batımında çıplak gözle güneşin yanında parlak bir yıldız gibi  gözlenebilir. Merkür ilk olarak 1974 yılında Mariner 10 adlı uzay sondası ile incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Merkür ile ilgili kesin olmasa da büyük bulgular elde edilmiştir. Bu inceleme sayesinde Merkür gezegeninde su ve hayat olmadığı kesin olarak tespit edilmiştir.

       Merkür'ün yüzeyi derin kraterlerle kaplıdır. Bunun nedeni bir  atmosferinin olmayışıdır. Ay'da da olduğu gibi atmosferi olmayan Merkür yüzeyine sayısız meteor çarpmış ve irili ufaklı derin kraterler oluşmasına neden olmuştur. Merkür yüzeyinin teleskoplarla net bir şekilde incelenmesi zordur. Fakat Mariner 10 uzay sondasının göndermiş olduğu resimler sayesinde yüzeyi hakkında bilgi edinilmiş ve buna bağlı olarak iç yapısı hakkında tahminlerde bulunulmuştur. Çoğunlukla çarpma ve volkan kraterlerinden oluşmuş yüzeyde büyük ve geniş ovalar da yer almaktadır.

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 57.900.000 km
Yarı Çapı 2438 km
Kütlesi 0.33 x 10 24 kg
Yoğunluğu 5427 kg/m3
Atmosferik Basınç yok
Sıcaklığı +423 C° , -183 C°
Görünür Parlaklığı -1.2 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 88 gün
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 59 gün
Dönme Hızı 47.87 km/sn

 

Venüs

Venüs, Merkür'den sonra güneşe en yakın 2. gezegendir. Kütlece dünyaya yakın bir büyüklüktedir. Ve kendisine ait bir atmosfere sahiptir. Gün doğumunda ve gün batımında güneşe yakın olarak, dünyadan çıplak gözle rahatlıkla görülebilir (Halk tarafından Çoban Yıldızı olarak ta bilinir). Güneş ve aydan sonraki en parlak gök cismidir. Venüs'ün diğer gezegenlerden farklı ve ilginç yanları vardır, bunlardan en ilginci 1 yılının 1 gününden daha uzun olmasıdır. Yani güneş etrafındaki dönme hızı kendi ekseni etrafındaki dönme hızından daha fazladır. Güneş etrafındaki dönme süresi 224 gün, kendi ekseni etrafında dönme süresi ise 243 gündür. Ayrıca Venüs diğer gezegenlerin tam tersi yönde dönmektedir. Diğer gezegenlerin hepsi saat yönünde dönerken Venüs saatin tersi yönünde ve çok yavaş bir şekilde dönmektedir. Bu farklılıkların nedeni hala anlaşılabilmiş değildir. Çıplak gözle çok rahat görüle bildiği halde en iyi teleskopla bile yüzeyi incelenemez. Bunun nedeni çok yoğun bir atmosfere sahip olmasıdır. %93 oranında CO2 (karbon di oksit) ve %2 oranında N2 (azot) ile az miktarda değişik gazlardan oluşmuş olan atmosfer güneşten gelen ışınları bir ayna gibi geri yansıtır. Bu olay gezegene müthiş bir parlaklık kazandırırken, yüzeyinin incelenmesini zorlaştırır.

       Venüs'ün yoğun atmosferi nedeni ile basıncıda çok yüksektir. Yaklaşık olarak dünyadakinden 100 kat daha fazla basınca sahiptir. Atmosfer yoğunluğu ise dünyadakinin 70 katı kadardır. Ayrıca atmosferinde azda olsa yer alan H2SO4 ve HCL gibi asitler yağmur şeklinde gezegen üzerine yağmaktadır. Bu nedenle dünya üzerindeki hiçbir canlının bu gezegende yaşayabilmesi mümkün değildir. Venüs güneşe yakınlık açısından Merkür'den daha uzak olmasına rağmen sıcaklığı daha yüksektir. Bunun nedeni atmosferinin olmasıdır. Bu yoğun atmosfer güneşten gelen ışınların büyük bir bölümünü geri yansıtsa da küçük bir kısmını içeri alır ve dışarı çıkmasına izin vermez bu da sera etkisi yaparak gezegenin günden güne ısınmasına neden olmaktadır. Gezegenin şu anki sıcaklığının  325 C° 'nin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. 

        Venüs yüzeyi hakkında Amerikan Mariner ve Rus Venera sondaları inceleme amaçlı kullanılmış ve kızıl ötesi de olsa yüzey resimleri çekilmiştir. Bu resimlerden Venüs yüzeyinin düz ovalar, vadiler ve derin olmayan kraterlerle kaplı olduğu anlaşılmıştır. Gezegen üzerinde Ishtar Terra ve Aphrodite Terra  adını taşıyan iki yüksek plato gezegenin %11' ini kaplamaktadır. Kraterlerin derin olmamasının nedeni gezegenin ,yoğun atmosferi sayesinde kendisine çarpacak olan meteorların hızını kesebilmiş olmasıdır.  

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 108.000.000 km
Yarı Çapı 6051.8 km
Kütlesi 4.86 x 1024 kg
Yoğunluğu 5243 kg/m3
Atmosferik Basınç 60 atü
Sıcaklığı 231 K°
Görünür Parlaklığı -4 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 224 gün
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 243 gün
Dönme Hızı 35.02 km/sn

 

Mars

Mars güneşe yakınlık bakımından dördüncü gezegendir ortalama güneş mars uzaklığı 227.4 milyon kilometredir. Gök yüzünde kırmızı renkte görünür ve kendisine ait bir atmosferi vardır. Büyüklük olarak yaklaşık dünyanın yarısı kadardır (yarı çapı 3200 km). Gündüz ekvator sıcaklığı 10 C° civarlarına ulaşır, fakat atmosferi bu sıcaklığı tutabilmesi için yeterli olmadığından, geceleri sıcaklığı  -75 C° 'ye kadar düşer. Kutuplarındaki sıcaklık ise -120 C° kadardır. Marstaki atmosfer basıncı altında bu sıcaklık CO2 'nin donma sıcaklığı olduğundan kutuplarda CO2 buzları bulunmaktadır. Mars günü dünya gününden yalnızca yarım saat daha fazladır fakat dünyaya göre güneşe daha uzak olduğu için bir yılı 687 gündür. Marsı atmosferinde dünyadakine benzer olarak H, O, CO ve CO2 belirlendiği halde dünyada bol olarak bulunan Ni bulunmamaktadır. 1877  yılında marsın iki uydusu bulunmuştur. Bunlar ancak çok iyi teleskoplarla gözlenebilen Phobos ve Deimos tur.  

       Bilindiği gibi yıllarca Marsta yaşam olduğu düşünülmüştü, bu teori için gerçekten geçerli sebepler vardı. Marsta da dünyadaki gibi eksen eğikliği olduğundan mevsimler oluşur. Değişik mevsimlerde yer kabuğunun  değişik renkler alması yıllarca astronomların marsta bitkisel yaşam olduğuna inanmalarına neden olmuştur. Ayrıca mars yüzeyinde yer alan geniş kanalların marslı yaratıklar tarafından kutuplardan ekvatora su götürmek için yapıldığı sanılmaktaydı. Fakat ilki 1965'de olmak üzere yollanan bir çok uzay sondası sayesinde marstaki bu kanalların tamamen kendiliğinden var olduğu anlaşılmıştır.

     Mars yüzeyi de ay yüzeyi gibi volkanik ve çarpma kraterleriyle doludur. 1965'den başlayarak yollanan uzay sondaları sayesinde elde edilen yüzey şekillerine isimler verildi. Tharsis bölgesinde artık etkinlik göstermeyen Olympus Mons, Ascraeus Mons, Pavonis Mons ve Arsia Mouns volkanları marsın en dikkat çekici yüzey şekilleridir. Bu volkanların çevresinde meteorların açtığı kraterlere rastlanmaz. Çünkü buradaki kraterler zamanla lav ile dolmuştur. Ayrıca ekvator bölgesinden başlayarak 3000 km doğuya doğru uzanan bir vadi, sonra kuzeye kıvrılarak   Chryse'ye varır. Bu vadi bazı yerlerde 100 km genişliğe ve 6 km derinliğe sahiptir. Bu denli bir vadinin yalnızca akarsular tarafından oyulabileceği düşünülmektedir. Bu da daha önce Mars yüzeyinde suyun var olduğuna inanılmasını sağlamıştır.

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 227.400.000 km
Yarı Çapı 3200 km
Kütlesi 0.64 x 1024 kg
Yoğunluğu 3933 gr/cm3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı -25 C°
Görünür Parlaklığı 1.2 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 687 gün
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 25 saat
Dönme Hızı 24.13 km/sn

Jüpiter

     Jüpiter, 71370 km ekvator yarı çapı ile Güneş Sistemindeki en büyük gezegendir ve Güneş'e yakınlık bakımından 5. sırada yer alır. Kütlesi yaklaşık olarak dünya kütlesinin 318 katıdır. Bu dev gezegen Güneş çevresindeki turunu 11.86 yılda tamamlar. Çok büyük bir gezegen olduğu için küçük bir teleskopla bile ekvatora paralel olarak uzanan farklı renkteki kuşakları seçilebilir. Jüpiter  hakkında ne yazık ki halen kesin bilgiler bulunmamaktadır. Yüzeyi atmosferi ve uyduları hakkında sadece tahminlerde bulunulmaktadır. Bu tahminlere göre çok yoğun bir atmosferi ve de küçük bir çekirdeği bulunmaktadır. Gezegenin içi hakkında yapılan tahminlere göre saf hidrojen veya %1-2 helyum içeren hidrojen ve %1-2 oranında diğer elemanlardan oluşmuştur. Jüpiter güneşten aldığı enerjini yaklaşık olarak 2.5 katını çevresine yaymaktadır bunun nedenini gezegendeki gravitasyonel çökmenin hala sürmesi olarak tahmin edilmektedir. Jüpiter'in çevresinde 6500 km genişliğinde ve bir kaç km kalınlığında bir halkası bulunmaktadır.

      Bu dev gezegen çok büyük bir manyetik alana sahiptir. Bu alan sayesinde bilinen 16 uydusu bulunmaktadır. Fakat gezegenin uydularının 16 ile sınırlı olmadığı ve başka uydularının da bulunduğu tahmin edilmektedir. Jüpiter hakkındaki ilk bilgiler Nasa'nın 70'li yıllarda gönderdiği Pioneer10 ve Pioneer11 uzay sondaları tarafından elde edilmiştir. Fakat Jüpiter hakkındaki en önemli bilgiler 1995 yılında Jüpiter'e ulaşan Galileo uzay sondasından alınmıştır. Galileo'nun gönderdiği bilgiler sayesinde  Jüpiter'in 4 büyük uydusu (Io, Europa, Ganymede ve Callisto) bulunmuş ve bunlara Galileo uyduları adı verilmiştir. Bu 4 Uydu gezegen ile aynı yönde dönmektedir. Fakat daha sonra bulunan küçük ve gezegene daha yakın olan uydular gezegene zıt yönde dönmektedir. Bu uydular içinde en ilginci Europa uydusudur. Dünyadan yapılan incelemelerle bu uydunun yüzeyinin su buzlarıyla kaplı olduğu ve hiç bir çarpma kraterinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu uydunu üzerinde yer alan ve değişik yönlerde düzgün olrak uzanan çatlaklar, yüzeydeki buzların attaki sıcak bir deniz üzerinde yüzdüğünün sanılmasına neden olmuştur. Bu da bu uydu üzerinde canlı olabilme olasılığını artırmaktadır.

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 778.000.000 km
Yarı Çapı 71370 km
Kütlesi 1898 x 10 24 kg
Yoğunluğu 1326 kg/m3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı 110 K°
Görünür Parlaklığı -2.0 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 11.86 gün
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 9.9250 saat
Dönme Hızı 13.07 km/sn

 

Satürn

Güneş Sisteminin ikinci büyük gezegeni olan Satürn'ün yarı çapı 60400 km dir ve 1.433.000.000 km lik mesafe ile güneşe yakınlıkta 6. sıradadır. Gezegen teleskopla incelendiğinde yeşilimsi bir renkte görünür ve çıplak gözle görülebilen en uzak gezegendir. Neredeyse tümü gazlardan oluşan bu gezegenin  yoğunluğu çok küçüktür. Ortalama 700 kg/m3 yoğunluğu ile Güneş Sistemi'nde en küçük yoğunluğa sahip olan gezegendir. Güneşe olan uzaklığı nedeni ile yüzey sıcaklığı yaklaşık olarak -150 Cº dir. Vogayer aracından alınan kızılötesi bilgilere dayanılarak gezegendeki hidrojen/helyum oranı 9/1 olarak saplanmıştır. Satürn'ün çevresine yaydığı ısı enerjisi güneşten aldığı ısı enerjisinden daha fazladır.  

      Gezegenin çevresindeki halkalar yıllarca bir sır olarak kalmış ve gezegene insanların büyük ilgi göstermesine neden olmuştur. Bu halkalar ilk olarak Galileo uzay aracı tarafından gözlenmiştir fakat ne olduğu ancak Huygens tarafından 1655'te açıklanmıştır. Gezegen çevresinde araştırma yapan sondalar. Halkaların yapısı ve içeriği hakkında bize bazı bilgiler verdi. Bu bilgilere dayanılarak en dıştaki halkadan en iç teki halkaya doğru sırası ile A, B, C, E, F ve G isimleri verilmiştir. Bu araştırmalarda halkaların sanıldığından daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu ve çok sayıda çemberden oluştuğu anlaşıldı. Halkaların arkasındaki yıldızların parlaklığı görülebildiği için halkaların genişliğinin yalnızca 20 km kadar olabileceği tahmin edilmektedir. Ayrıca halkaların oluşumu hakkında, evrende daha önceleri başıboş dolaşan ufak meteor ve buz parçaları gibi değişik cisimlerin Satürn'ün çekim alanına yakalanmaları sonucu oluştuğu tahmini kabul edilmektedir.

Halkaların Özellikleri;

Halka

İç ve dış yarıçap  (km)

A 119.800 - 136.600
B 90.500 - 117.100
C 74.600
D Belirsiz
E 210.000 - 294.600
F 139.200
G 168.00

    Gezegenin bilinen 17 tane uydusu vardır. Keşfedilen ilk uydusu 1655 yılında bulunan Titan dır. Titan aynı zamanda Satürn'ün en büyük uydusudur. Titan, yoğun ve portakal renkli bir atmosfere sahiptir. Yüzey basıncının 1,5 atmosferden daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Atmosferin yapısında azot, metan ve %12 oranında argonla az miktarda moleküler hidrojen içerir. Gezegenin tüm uydularının yüzeyleri çarpışma izleri ile doludur. Titanın ile birlikte 8 uydunun keşfinden sonra Voyager sondası ile 8 yeni uydu daha keşfedildi. Yeni keşfedilen küçük uyduların şekillerinin ve yörünge hareketlerinin daha düzensiz olduğu anlaşılmıştır. 

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 1.433.000.000 km
Yarı Çapı 60400 km
Kütlesi 568.46 x 10 24 kg
Yoğunluğu 687 kg/m3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı -150 Cº
Görünür Parlaklığı -2.0 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 29.44 yıl
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 10.656 saat
Dönme Hızı 9.69 km/sn

 

 

Plüton

Güneş'e en uzak gezegen olan Plüton gezegeni aynı zamanda, güneş sisteminin en küçük ve hakkında en az bilgi bulunan gezegeni olma özelliklerini de taşımaktadır. Plüton gezegeninin keşfi  matematiksel hesaplamalara dayanmaktadır. Uranüs'ün yörüngesindeki düzensizlikler hakkında yapılan araştırmalar sonucunda Neptün gezegeni bulunmuştur fakat yapılan hesaplar bu gezegenin tek başına Uranüs'ün yörüngesindeki düzensizlikleri açıklayamayacağı anlaşılmıştır. Daha da derinleştirilen araştırmalar Plüton gezegeninin varlığını kanıtlamıştır fakat gezegen ancak 1930 yılında Tombaugh tarafından gözlene bilinmiştir. Neptün'ün yörüngesi ile kesişen yörüngesi nedeni ile güneş etrafındaki turunun küçük bir bölümünde Neptün gezegenin önüne geçerek onu güneşe en uzak gezegen yapar. 

     Gezegenin boyutlarına göre çok büyük bir uydusu bulunmaktadır. 1978 yılında keşfedilen ve Charon adı verilen bu uydunun büyüklüğü hemen hemen Plüton gezegenin kendisi kadardır bu nedenle gezegen ve uydusuna ikili gezegende denilmektedir. Uydusunun bulunması ile birlikte kütlesi hakkında tahmin yapılma imkanı bulunan gezegenin kütlesi 0.0125 x 10 24 kg olarak belirlenmiştir. Yaklaşık 50K° olan atmosferinde donmuş metan gazı bulunduğu tahmin edilmektedir.

Özellikleri :

Güneşe Olan Uzaklığı 5,869,660,000 km
Yarı Çapı 1195 km 
Kütlesi 0.0125 x 10 24 kg
Yoğunluğu 1.750 kg/m3
Atmosferik Basınç ----
Sıcaklığı 50 K°
Görünür Parlaklığı 13.7 m
Güneş Etrafında Dönme Süresi 247.6 yıl
Kendi Ekseninde Dönme Süresi 153.29 saat
Dönme Hızı 4.72 km/sn

 

 

Güneş Sistemi

        Güneş Sistemi, Güneş adını vermiş olduğumuz bir yıldız , bu yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluşmaktadır. Güneş Sistemi'nde yer alan gezegenlerin  isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlar belli galaksilerde yer alır. Güneş Sistemi de  Samanyolu Galaksisi'nin bir elemanıdır. Samanyolu Galaksisi içinde %90'nının  büyüklüğü güneş kadar olan 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduğunu düşünürsek (bazı yıldız sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardır.) sadece Samanyolu Galaksisi'nde 1 trilyona yakın gezegen olduğu sonucuna ulaşırız. Tüm evreni ele alırsak sayılarla ifade edemeyeceğimiz bir sonuç ortaya çıkar. Evrende keşif bekleyen sayısız gezegen olmasına rağmen insan oğlunun henüz Güneş Sisteminde ki gezegenler hakkındaki bilgileri bile çok yetersizdir. İnsan oğlunun evren ve gezegenler hakkındaki araştırmaları çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araştırmalar bilimsel boyut kazana bilmiştir. Son yıllarda uzaya yollanan uzay araçları  ve sondalar sayesinde çok değerli bilgiler edinilmişse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapılabilen en büyük gelişme Ay'a ayak basmak olmuştur. 

c001.jpg (14080 bytes)

      Güneş sisteminde, diğer tüm galaksi ve sistemlerde de olduğu gibi belli bir düzen vardır. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Aynı zamanda yörüngesi yada ekseni etrafındaki dönme süresi hiç değişmeden sabit kalmaktadır. Bu yörüngeler ve periyotların hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni  ilk olarak keşfedin kişi Kepler'dir. Kepler çalışmaları sonucunda Güneş Sistemi'ndeki tüm gezegenlerin periyotlarının bir formüle bağlı olduğunu bulmuştur. Bu formül deki orantı "BodeYasası" olarak bilinir. 

      Bilim adamları evrenin yaradılışını, evrenin yoktan var edildiğini kabul eden "Big Bang" teorisi ile açıklamaktadırlar. Bu teoriye göre; "Evren, yaklaşık 15 milyon yıl önce sıfır hacim ve sonsuz yoğunluğa sahip olan bir yokluğun şiddetle patlaması sonucunda oluşmuştur". "Big Bang" teorisi evrenin yaradılışı ile ilgili teoriler arsında en çok kanıtı bulunan ve en çok kabul edilenidir. Güneş Sisteminin oluşumu hakkında ise hiç biri tam olarak kabul görememiş bir çok teori bulunmaktadır. Güneş Sistemi'nin oluşumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartes'e aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisi'nde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kısmı zamanla yoğunlaşarak Güneş'i ve diğer gezegenleri oluştuğunu iddia etmektedir. Bu teori en mantıklı teori olarak kabul edilse de cevaplayamadığı bir çok soru vardır.

     Günümüzde uzay araştırmalarının devam ettiğini söylemiştik. Şimdilik bu araştırma ve çalışmalar  yetersizmiş gibi görünse de muhakkak  insan oğlunun içinde var olan araştırma ve bilinmeyeni öğrenme isteği, bu çalışmaların artarak devam etmesini sağlayacaktır. Kim bilir belki bir gün evren hakkındaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.

 

 

Galaksiler

Evreni oluşturan gök cisimleri belli bölgelerde yoğunluk gösterir. Gök cisimlerinin yoğun olarak bir arada bulunduğu ve düzenli bir sistem oluşturduğu bu bölgelere galaksi adı verilir. Galaksilerin keşfi çok yakın bir geçmişe dayanır.  20. Yüzyılın başlarında yaptığı gözlemler sonucunda bizim galaksimiz (Samanyolu) dışında da galaksiler olduğunu bulan Edwin Hubble, insanların evrene bakış açısını tamamen değiştirmiştir. Galaksiler genellikle tek olmakla beraber bazen gruplar halinde de bulunabilirler. Bu gruplara galaksi kümleri adı verilir. Yakınbir geçmişe kadar galaksileri oluşturan gök cisimlerinin, galaksi merkezindeki dev karadelikler sayesinde bir arada tutulduğu tahmin edilmekteydi. Fakat devasa büyüklükteki galaksileri, bir arada tutmak için gerekli olan kuvveti merkezindeki dev karadeliklerin karşılayamayacağı bu gün bilinen bir gerçektir. Bu muazzam kuvvet evrendeki maddenin %90 kısmını oluşturan ve tanımlanamayan madde de diyebileceğimiz "karanlık madde" tarafından üretilmektedir.

Galaksilerin Sınıflandırılması:

Galaksiler sınıflandırılırken fiziksel özelliklerinden faydalanılır. 20. Yüzyılın başlarında Edwin Hubble'ın galaksilerin dış görünüşlerine bakarak yaptığı sınıflandırma günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır. Bu sınıflandırma için kullanılan yönteme "Hubble Diyapazon Diyagramı" adı verilir.

  • E: Eliptik
  • S0: Lenticular (Merceğin Yandan Görünüşü)
  • S: Sarmal (normal & çubuklu)
  • I: Düzensiz

Eliptik Galaksiler:

Adından da anlaşılacağı gibi eliptik bir görünüme sahip olan eliptik galaksiler çok az miktarda gaz ve toz bulutu içerirler, çoğunlukla yaşlı (Pop II) yıldızlarından oluşmuşlardır. Genellikle galaksi kümleri içerisinde yer alan bu galaksilerin yarı çapları 1-200 kpc , kütleleri ise 106 - 1013 Mgüneş kadardır. Tam bir küre şekline sahip olan türlerine "E0" adı verilirken, "E7" ismi verilen türlerine kadar giderek elipsleşen bir yapıya bürünürler.

  • Ortalama tayf türü: K.

Lenticulars (Merceğin Yandan Görünüşü):

Çoğunlukla galaksi kümeleri içerisinde yer alan "S0" galaksileri, yıldızlar arası gaz ve toz bulundurmazlar. "mercek" de denilen bu tür, genelde yaşlı (Pop II) yıl

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


Simli Resim

1/7/2007 - NİKOLO TESLA

Kategori: BILIM

Nikola Tesla

 

Nikola Tesla

Nikola Tesla

İşte size bir görev:

Lütfen aşağıdaki soruların cevaplarını arayın.
(Cevaplar parantez içinde verilmiştir.)

1) Radyo'yu kim icat etmiştir? (Marconi)
2) X-ışınları'nı kim bulmuştur? (Roentgen)
3) Vakum tüp ampfilikatörü'nü kim bulmuştur? (de Forest)

Aslında, hazır böyle bir işe başlamışken florasan lambayı, neon ışığını, hız göstergesini, arabaların ateşleme sistemlerini, radar sistemlerinin temelini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını kimlerin icat ettiğini de bulmaya çalışın.

Büyük bir olasılıkla, Nikola Tesla adında bir şahıstan çok az bahsedildiğini göreceksiniz ki bu şahıs yüzyıl dönümünde yaşamış, dünyanın en ünlü bilim adamıdır.

Aslında günümüzde çok az kişi bu şahsın adını bilmektedir. Thomas Edison'un çabaları bunun böyle olmasını sağlamıştır.

Üstüne üstlük Tesla o zamanlarda, 10.000 uçağı 250 mil mesafeden havaya uçurabilecek ölüm ışınlarından, dünyayı ortadan ikiye bölebileceğinden, ses ve görüntünün havada taşınabileceğinden (1800'lü yılların sonlarında) bahseden ve Edison'a DC (Doğru akım) sistemini alıp münasip bir yerine takması gerektiğini söyleyen tuhaf birisi olarak biliniyordu.

Başka bir deyişle, Tesla ismini duyan herkes onu büyük bir ihtimalle deli olarak nitelendirecektir.

Fakat artık günümüzde bazı şeyler değişmeye başladı.

Gerçek şu ki Tesla çok büyük bir ihtimalle iddia ettiği herşeyi hayata geçirebilirdi. Tesla, yazının başında sıralanan bütün buluşların ve daha nicelerinin de sahibidir (adı anılmasa bile). Etrafınıza bakın, modern hayatın modernleşmesinde rol oynayan her şeyde Tesla'nın parmak izleri vardır.

Hiç şüphe yok ki Tesla, Vinci'den bu yana yaşamış en büyük dahidir.

Peki bu kimdir bu dahi?

Küçük Nikola Tesla 1856 yılında Hırvatistan'da, Smijlan'da doğdu. Olağanüstü bir hafızası vardı ve 6 dil biliyordu. Graz Politeknik Enstitüsünde 4 sene matematik, fizik ve mekanik eğitimi gördü.

Tesla'yı büyük yapan şey ise sahip olduğu elektrik anlayışıydı. Hatırlarsanız o dönemde elektrik daha emekleme aşamasındaydı. Ampül henüz icat edilmemişti.

Tesla, ABD'ye 1884 yılında ilk geldiğinde Thomas Edison için çalışmaya başlamıştı. Edison ampülün patentini yeni almıştı ve elektriği dağıtabilmek için bir sisteme ihtiyacı vardı.

Edison, kendi bulduğu DC (Doğru akım) elektrik sistemiyle ilgili bir çok problem yaşamaktaydı. Edison, Tesla'ya sistem içindeki hataları gidermesi için büyük paralar vadetti. Tesla çalışmaları sonunda Edison'un 100.000 $ 'ın üzerinde (günümüz şartları için milyonlarca dolar demek) para kazanmasını sağladı. Fakat Edison parayı vermeye yanaşmadı.

Dolayısıyla Tesla, Edison'un yanından ayrıldı. Edison hayatının geri kalanını Tesla'nın dehasını gölgelemek için harcadı. İşte Tesla'nın adının duyulmamasının sebebi de budur.

Tesla, elektrik iletimi için daha iyi bir sistem olan ve bugün evlerimizde kullandığımız AC'yi (alternatif akım) buldu. AC'nin DC'ye göre çok büyük avantajları vardı. Tesla'nın yeni geliştirdiği transformatörler kullanılarak AC'nin gerilimi arttırılabiliyor ve ince teller vasıtasıyla çok uzun mesafelere taşınabiliyordu. DC akımın taşınabilmesi için ise her mil için büyük trafolar ve kalın teller gerekiyordu.

Şüphesiz bir elektrik dağıtım sistemi, bu elektriği kullanacak cihazlar olmadan hiç bir işe yaramazdı. Bunun üzerine Tesla evlerimizde kullandığımız her tür cihazda bulunan motoru icat etti. Bu basit bir başarı değildi. 1800'lü yılların sonlarında yaşamış olan bilim adamları AC için hiçbir şekilde bir motor dizayn edilemeyeceğine inanmışlardı ve AC'nin kullanılmasını zaman kaybı olarak görüyorlardı. Akım eğer saniyede 60 kere yön değiştirirse motor sürekli ileri-geri hareket yapacak ve bu hiç bir işe yaramayacaktı. Tesla bu problemi çözdü ve herkese aksini kanıtladı.

Endüstri, florasan lambayı "icat" etmeden 40 yıl önce Tesla laboratuarında florasan lamba kullanmaktaydı. Dünya fuarları ve benzer fuarlarda cam tüpler aldı, ve onları şekillendirerek ünlü bilim adamların isimlerini yazdı. Etrafımızda gördüğümüz neon ışıkları keşfedilmiş oldu. Az daha unutuyordum: Tesla, şu an Niyagara şelalesinde bulunan dünyanın ilk hidroelektrik santralini dizayn etti. Bunun yanısıra arabaların hız göstergesini de buldu.

Onun AC sistemiyle ilgili konuşmaları George Westinghouse'un kulağına kadar gitti.

Tesla Westinghouse ile bir anlaşma imzaladı. Satılan her kilowatt elektrik için 2.5 $ alacaktı.

Ve birdenbire Tesla sürekli düşlediği deneyleri yapabilmek için ihtiyacı olan parayı bulmuş oldu.

Fakat Edison kendi DC sistemine çok fazla para yatırdığından dolayı Tesla'yı kötülemek için elinden gelen herşeyi yaptı. Edison sürekli Tesla'nın bulduğu AC akımın kendi DC sistemine göre çok tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyordu.

Tesla buna kendi pazarlama stratejisiyle karşılık verdi. 1893 yılında Şikago'da yapılan ve 21 milyon kişinin katıldığı Dünya Fuarında AC elektriğin ne kadar güvenli olduğunu göstermek maksadıyla kendi vücüdundan yüksek gerilimli elektrik geçirerek bu elektrikle ampülleri yaktı. Tesla, bobinlerini kullanarak kalabalığın üzerine yıldırımlar çakıyor ve kimse zarar görmüyordu. İyi numara!

Tesla'nın almayı hakettiği para 1 milyon dolara ulaşmıştı ki Westinghouse maddi sıkıntıya düştü. Tesla, sözleşmesinin geçerliliğini sürdürürmesi durumunda Westinghouse'un işinin kapanacağını farketti ve alacaklılarla uğraşmaya hiç niyeti yoktu. En büyük düşü, bütün insanlara ucuz AC elektrik sağlayabilmekti. Tesla kontratını yırtıp attı. Dünyadaki ilk trilyoner olacağına, kendisine patentleri için 216.000$ ödendi.

1898 yılında Tesla, Madison Square Garden'da bütün dünyaya ilk uzaktan kumandalı maket kayığı gösterdi. Dolayısıyla Tesla uzaktan kumandalı uçakların, arabaların, kayıkların (ve televizyonların!) da mucididir.

Tesla'nın bütün dünyaya ücretsiz enerji sağlamak gibi bir düşü vardı. 1900 yılında sermayeci J.P. Morgan tarafından sağlanan 150.000$ ile Tesla, Kablosuz İletişim Sistemi kulesi adıyla bilinen kulenin yapımına Long Island, New York'ta başladı. Bu iletişim kulesi, dünyadaki telefon ve telgraf servislerini birbirine bağlanması, resim, borsa raporları ve dünya çapındaki hava tahminlerinin transferi amacıyla tasarlanmıştı. Bunun bütün dünya için ÜCRETSİZ enerji demek olduğunu farkeden Morgan, ne yazık ki projedeki maddi desteğini çekti.

Bu konuda birçok hikaye vardır. Bazı hikayelere göre 1. Dünya Savaşı sırasında ABD hükümeti, Alman casus gemilerinin kuleyi navigasyon noktası olarak kullanmalarından korktukları için kuleyi yıkmıştır. Aslında Tesla, Morgan desteğini çektikten sonra sıkıntıya düştüğünden kuleyi borçların ödenmesi için hurda fiyatına satmıştır.

Dünya ona deli gözüyle bakıyordu çünkü o zamanlar ses, resim ve elektrik transferinin adı bile duyulmamıştı.

Onların bilmedikleri bir şey vardı. Tesla, radyo'nun çalışma prensiplerini Marconi'nin varsayılan icadından 10 yıl önce yayınlamıştı. 1943 yılında (Tesla'nın öldüğü yıl) yüksek mahkeme Tesla'nın daha önceki tanımlarını baz alarak Marconi'nin patentlerini geçersiz kıldı. Günümüzde hala bir çok referans Tesla'yı radyonun mucidi olarak kabul etmez (Not : Marconi'nin radyosu ses transfer etmiyordu. Sadece sinyal transfer ediyordu ki Tesla bunu yıllar önce başarmıştı.)

Bu noktada basın Tesla'nın iddialarını abartmaya başladı.

Tesla, Mars ve Venus'ten radyo sinyalleri aldığını duyurdu. Bugün biliyoruz ki o gerçekten de uzak yıldızlardan sinyaller alıyordu fakat o dönemlerde evren hakkında çok az şey biliniyordu. Sonuç olarak, basın onun bu şok edici iddialarıyla epey eğlendi.

Manhatten'daki laboratuarında Tesla, dünyayı bir akort aleti gibi kullanarak buharla çalışan bir osilatörü, altındaki toprakla aynı frekansta titreştirmeyi başardı. (Ella Fitzgerald'ın eski Memorex reklamlarında sesini kullanarak bir bardağı kırması gibi.)

Sonuç mu? Çevredeki bütün binaları etkileyen bir deprem. Binalar sallandı, camlar kırıldı, duvarların sıvaları döküldü.

Tesla, teoride Empire State binasının aynı mantıkla yıkılabileceğini, hatta ve hatta dünyanın ortadan ikiye ayrılabileceğini iddia etti. Tesla, bilimin kendisiyle aynı sonuca ulaşmasından tam 60 sene önce dünyanın resonans frekansını net biçimde ortaya koydu.

Sakın dünyayı ortadan ikiye ayırma fikrini uygulamaya koymadığını düşünmeyin (bir anlamda koydu).

1899 yılında Colorado Springs'deki laboratuarında dünyaya enerji dalgaları gönderdi ve yansıyarak kaynağa geri dönmelerini sağladı (bu, günümüzdeki hassas deprem sismik istasyonlarının teorisini oluşturmuştur). Dalgalar geri geldiği zaman onlara daha fazla elektrik yükledi.

Sonuç mu? Kayıtlara geçmiş insan yapısı en büyük şimşek – 130 feet. Hala kırılamamış olan bir dünya rekoru.

Arkasından gelen gök gürültüsü 22 mil öteden duyulabiliyordu. Laboratuarının etrafındaki bütün çayırlık alan tuhaf bir biçimde mavi ışıklar saçıyordu, St. Elmo yangınında olduğu gibi.

Bu deney Tesla için esas deney öncesi bir ısınmaydı. Ne yazık ki bu deney sırasında yerel trafonun ekipmanını yakmıştı ve deneyini bir daha tekrarlayamadı.

1. Dünya Savaşı başında hükümet, Alman denizaltılarının yerini tespit edebilmenin yollarını çok ciddi şekilde arıyordu. Hükümet iyi bir metod bulması için Thomas Edison'u göreve getirmişti. Tesla, bu gemilerin yerlerinin tespit edilebilmesi için bugün radar adıyla bilinen enerji dalgalarının kullanılmasını önerdi. Edison Tesla'nın fikirlerini saçma bularak geri çevirdi ve dünya radarın icadını 25 sene daha beklemek zorunda kaldı.

Peki bu hayat boyu yaratıcılığının ödülü? Sadece kendisine verilen Edison madalyası! Tesla'nın Edison'dan duyduğu onca hakaret üzerine bir tokat gibi...

Hikayeler bu şekilde devam ediyor.

Endüstrinin kendisini bilimsel literatürden atma çabaları (açıkça başarılı olmuştur) ona 20 yıl sürgün hayatı yaşattı. Parasızlıktan dolayı daha test edemediği sayısız deney sadece onun defterlerinde yer aldı.

Modern dünyanın mucidi, 7 Ocak 1943 yılında 86 yaşında parasız pulsuz öldü. Cenazesine 2000'in üzerinde katılım oldu.

Hayatı boyunca Tesla 800'ün üzerinde patente imza attı. Hayatı boyunca maddi sıkıntı çekmeseydi büyük bir ihtimalle Edison'un rekorunu geçecekti. Hayatının son 30 yılında sadece bir kaç patent alabildi.

Edison'un aksine Tesla yaratıcı bir zekaya sahipti. Fikirleri bilim dünyasında birer ilkti. Ne yazık ki dünya Tesla'nın orjinalliğinde olan insanları ödüllendirmiyor. Biz sadece kavramları alıp onları değiştirip kullanışlı birer ürün haline getirenleri ödüllendiriyoruz.

Bugün bilimadamları onun notlarını satır satır inceliyorlar. Onun saçma bulunan teorileri bugün en iyi bilim adamları tarafından kanıtlanıyor. Örneğin Tesla'nın dizayn ettiği pervanesiz disk türbün motoru modern malzemelerle birleştiğinde gelmiş geçmiş en verimli motoru oluşturuyor. Cryogenic sıvılar ve elektrikle yaptığı 1901 patentli deney bugünkü modern süperiletkenlerin temelini oluşturuyor. Tesla'nın, elektronun kesirleri kadar yüklü parçacıkların varlığını ortaya koyan deneyleri mevcuttur. Bu parçacıklar bilim adamları tarafında 1977 yılında bulunan quarklardır

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

MERHABA ARKADAŞLAR!BU SİTEYİ SİZLER İÇİN HAZIRLADIM.MERAK ETTİĞİNİZ SORULAR VARSA HEMEN YORUM YAZIN.İYİ ARAŞTIRMALAR!

Son yazılarım

süsler
welcome yazıları
sitem değişti
ASTRONOMİ
NİKOLO TESLA

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Kategoriler

Arkadaşlarım

winxbestebuse
morpamuk
bloombusewinx
hepsierenbuse
redrose110
buse86
florabestewinx
busekizwinx
eglenceyesiniryok
busekizdenkodlar
tatlifare
eglencecenneti
prensesbeste
perikulup
xxxselinxxx
altinprenses
altingirl
winxandbratzclub
superstarbeste
muhtesemkelebekler
winxbestebusedenkodlar
busekizdanbanner
ilaydabusewinx
floramagicworld
laneigegirl
Backgrounds From FreeGlitters.Com